18 Haziran 2014 Çarşamba

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Doğum Kontrolü

Doğum Kontrolü

Memleketimizde "Aile Planlaması" adıyla ele alınan bu konu, oldukça tartışmalı bir konudur. Biz, "doğum kontrolü" derken, anne-babaların istedikleri kadar çocuk yaptıktan sonra; "artık yeter" dedikleri yerde onlara yardımcı olmayı anlıyoruz... Yoksa, Avrupalıların neslimizi kısırlaştırmak için; "siz ekonomisi zayıf, fakir bir milletsiniz, çocuk yapmayın. Çocuk yapmaya devam ederseniz gelecekte açlıkla karşı karşıya kalırsınız" gibi mantıksal bir "doğum kontrolü" anlamıyoruz...

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Doğum Olayı Nasıl Gerçekleşir?

Doğum Olayı Nasıl Gerçekleşir?

Bebeğin anarahmindeki gelişmesi tamamlanınca hipofiz bezinden ve plasentadan salgılanan hormonlar rahim ağrılarını başlatır. İlk ağrılar 10-15 dakika ara ile gelir. Sonra gittikçe sıklaşır. Başlangıçta 15-20 saniye süren ağrılar, doğuma yakın 50-60 saniyeye çıkar.
İlk doğum yapanlarda, doğum olayı, ilk ağrıdan yaklaşık 10-12 saat sonra başlar. Daha evvel doğum yapmış olanlarda 2-5 saate iner.
Doğum olayı 3 devrede gerçekleşir:

Birinci Devre:Rahim giriş kanalı genişlemeye başlar. Rahim kısılmalarının itmesi ile bebeğin başı rahim giriş kanalını zorlar. Hormonların etkisi ile iyice esnk bir yapı kazanan giriş kanalı iyice açılarak rahimle rahim yolunun önünde engel olmaktan çıkar.

İkinci Devre:Rahim giriş kanalının tam genişlemesi ile bebeğin rahim yolunda ilerleyerek dışarı çıktığı devredir.
İlk doğum yapanlarda 2-3 saat, daha önce doğum yapanlara 0.5-1 saat kadar sürer. Bebek, rahim yolunda dönerek ilerler. Bu sebepledir ki, bazen, bebek göbek kordonuna dolanmış olarak çıkar. Böyle durumlarda hemen kordondan kurtarılarak, göbeği kesilmelidir.

Üçüncü Devre:Plasentanın doğumudur. Bebeğin dışarı çıkmasından 5-10 dakika sonra gerçekleşir.
Plasentanın doğumundan sonra, annede üşüme ve titreme görülür. Bunun sebebi, kan kaybı, kan basıncının düşmesi ve doğum korkularıdır. Eğer titremeler uzun süre devam eder bu arada ateşi de yükselirse, doktor müdahelesi gerektirecek ciddi bir rahatsızlığı var demektir.

Lohusalığın ilk bir-iki günü rahimden kan gelebilir. Sonra bu kan, kahverengine ve nihayet açık sarıya dönerek açılır. Eğer kanama, bir hafta geçtiği halde devam ederse, içeride plasentadan parçalar kaldığı ihtimalini kuvvetlendirir. 

Doktor müdahalesi ile, rahim kalan parçalardan temizlenir.
Lohusa anne, en az, bir hafta müddetle yatak istirahati yapmalı sonra yatağından çıkıp yavaş yavaş yürüme denemeleri yapmalıdır. Rahim temizliği de çok önemlidir. Sık sık pansuman yaparak yaraların mikrop kapmasına fırsat verilmemelidir.

Dikkat!..
Eğer, doğum sonrası kanama şiddetli olur ve uzun süre devam ederse fazla kan kaybından dolayı annenin hayatı tehlikeye girer. Titreme ve soğuk terlemelerin arkasından ağız kurur, nefes almakta güçlükler görülür. Hastanın rengi iyice solar ve nihayet görmede bulanıklık başlar. Şuurunu kaybeder, kan basıncı düşer. Doktor müdahalesi olmazsa hasta kaybedilir.
Yine, lohusa kadın, rahim temizliğine dikkat edilmediği hallerde, kolayca mikrop alarak "Filibit" adını verdiğimiz tehlikeli bir hastalığa yakalanabilecektir. Rahim yaraları, kara kan damarlarını tıkayarak bacaklarda ağrı ve şişliklere yol açar. Rahimde kramplar başlar nabız yükselir, vücut ateşi artarsa mutlaka bir doktora baş vurmalısınız.

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Bir Hatırlatma!

Bir Hatırlatma!

Kadınlar arasında, "hamileliğin üzerine aybaşı görüldüğüne dair yanlış bir inanış vardır." Hamileliğin başlamasından sonra görülen hafif ara kanamaları aybaşı kanı ile karıştırıldığından, bu yanlış inanca sebep olmuştur. Eğer, hamile olduğunu öğrenen anne, bu ara kanamayı aybaşı kanaması zannedip hesaplamayı ona göre yaparsa; bulacağı doğum tarihi yanlış olacak; gerçek doğum bu tarihten çok daha önce gelip çatacaktır.

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Doğum Tarihi Nasıl Hesaplanır?

Doğum Tarihi Nasıl Hesaplanır?

Doğum mütehassısları bir ayı 28 gün kabul ederler. Buna göre normal gelişen bir bebek, anarahimde 280 gün yani 10 ay kalır. Doktorlar, bu müddetin 2 gün oynamasını normal kabul ederler.

Doğum tarihinin hesaplanmasında en sıhatli yol son aybaşı kanının geldiği ilk günkü tarihi kaydetmek veya hatırlamaktır. Diyelim ki son abaşınızın kanı 10 Ocak 2013 günü gelmişti. Ondan sonraki ayda aybaşı olmadınız. Ay halinden kesilmeniz hamile olduğunuzu gösterir.

Gelelim muhtemel doğum tarihinizi hesaplamaya; Elinize bir takvim alacaksınız. 10 Ocak tarihinden üç ay geriye gideceksiniz. Bu, 10 Ekim'dir. Buna 7 ekleyeceksiniz; eder 17 Ekim. İşte bu tarih yani 17 Ekim 2014 sizin muhtemel doğum tarihinizdir.

Eğer doğum ağrılarınız, hesapladığınız doğum tarihini 2 gün geçeye kadar başlamaz, ise; mutlaka bir doğum doktoruna görünmeniz gerekecektir.




16 Haziran 2014 Pazartesi

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Hamile Kadının Şikayetleri

Hamile Kadının Şikayetleri

Bulantı:Hamile kadınların büyük bir ekseriyeti, bulantı ve kusma rahatsızlığına maruz kalırlar. Buna halk arasında "Aşerme" adı verilmektedir. Yemek kokularından rahatsız olur, mutfağa girmek istemezler. Aşerme olayı, genellikle, hamileliğin 8-16 haftaları arasında görülür, sonra yavaş yavaş ortadan kalkar. Aşerme ile birlikte, tükürük salgısında da artma olabilir. Bütün rahatsızlıklar geçici olup doktor kontrolüne gerek yoktur. 

İştah:Hamile kadınlar, genellikle, baharatlı, ekşili, unlu yiyeceklere büyük bir iştah duyarlar. Halk arasında; "hamile kadının canı ne isterse yerine getirilmelidir, aksi taktirde yiyemediği o şey bebeğin bir yerinde işaret olarak çıkar" diye yanlış bir inanış vardır. Unlu, baharatlı ekşili şeyler yiyen anne adayı, mide yanmalarından, gazlardan ve kabızlıktan şikayetçi olur. Bu sebeple hazımı zor yieceklerden kaçınmalı, tıka basa yememelidir. Yine, kadınlar arasında, "anne çift canlıdır; daha çok yemelidir" gibi yanlış bir inanış vardır. Hamile kadın kabızlık ve gazdan şikayetçi olduğu zaman, rastgele söktürücü ilaçlar (mushil) almamalı; bunun yerine, evde hazırladığı erik, incir gibi kabızlık önleyici kompostolar yemelidir. 

Sık İdrara Çıkma:Bilhassa hamileliğin son aylarına doğru, bebeğin ağırlığından dolayı, rahim sidik torbası üzerine basınç yaparak, annenin sık sık idrara çıkmasına yol açar. Bu hal, ciddi bir rahatsızlık olmayıp hamileliğin normal belirtilerindendir.

Bacaklarda Varisler:Hamileliğin sebebiyle, kan dolaşımında bazı güçlükler ortaya çıkar. Bilhassa ayakta durmak zorunda olan annelerin bacaklarında toplardamar genişlemeleri (varisler) görülür. Bacak altlarına yastık koyup dinlenerek kısa yürüyüşlere çıkarak bu durum önlenebilir.

Hemoroid:Kabızlıkla birlikte görülen bir rahatsızlıktır. Kalın bağırsağın çıkış noktasında (makatta), memebaşı büyüklüğündeki bir şişlikle kendini belli eder. Büyük abdeste çıkıldığında veya sert biryere oturulduğunda rahatsız eder. Bazen kanadığı da olur. Kabızlık yapan yiyeceklerden kaçıp, hazmı kolay yiyeceklerle beslenerek bu rahatsızlıktan kurtulmak mümkündür. Herşeye rağmen önü alınmaz, çok acı verirse; bir doktora görünmek en doğru hal çaresi olacaktır.

Nefes Darlığı:Bilhassa doğuma yakın aylarda, bebek iyice ağırlaştığından, rahim üst karın bölgesini yukarı doğru iterek solunum güçlüklerine ve kalp rahatsızlıklarına yol açmaktadır. Şişman hanımlar için durum daha da ciddidir.

         Tekrar hatırlatalım ki bunlar birer hastalık olmayıp hamileliğin normal belirtileridir. Sıcak havalarda merdiven çıkarken veya ağır bir iş yaparken rahatsızlık artar. Anne adayı, doğuma yakın zamanlarda yorucu işlerden kaçınmalı, bol istirahat etmeli ancak yine hafif işler yapmaktan ve kısa yürüyüşlere çıkmaktan geri durmamalıdır.

Küçük Akıntılar:Hamileliğin ilk yarısında 5.aya kadar, arasıra hafif kanamalar görülebilir. Bu durum, bir hastalık işareti olmayıp normaldir. Endişeye kapılmaya gerek yoktur. Ancak, kanamalar ikinci yarıda yani 5. aydan sonra görülürse ve ağrılı olursa bir doktora baş vurmanız gerekir.

Dikkat!..
Hamileliğin ikinci yarısında idrara çıkıldığında, idrar yollarında yanmalar olur, idrar rengi değişirse ciddi bir rahatsızlık işareti olabilir. Aynı zamanda mide bulantısı, baş dönmesi, beynin arka bölümünde ağrı, göz kararması da var ise mutlaka doktora görünmelisiniz. Bu belirtiler, "Hamilelik Toksemisi" dediğimiz zehirlenmeye işaret ettiği için ciddiye alınmaz ise ölüme kadar varan ağır sonuçlar doğurur.





15 Haziran 2014 Pazar

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Kan Uyuşmazlığı (Hemotilik) Ve Sarılık

Kan Uyuşmazlığı (Hemolitik) Ve Sarılık

Kanında Rh-negatif faktörü bulunan bir anne, Rh-pozitifli kana sahip çocuğa gebe kalırsa; anne kanında bebeğin Pr-pozitif kanına karşı antikorlar oluşmaya başlar. Bu antikorlar,plasenta yoluyla fetusa geçer. Fetusun hücrelerini tahrip eder. Gebelik sırasında, Rh-negatif kana sahip annelerin sık sık kanı kontrol edilmeli, içinde antikor teşekkül etmediğinden emin olmalıdır. Kontroller sırasında anne kanının antikor ihtiva ettiği tesbit edilirse doktor tarafından derhal önleyici serumlar kullanılır. Anti-D Globülin nevinden serumlar, anne kanında antikor oluşmasına engel olur. Geç kalınan vakalarda yani gebeliğin son zamanlarında bebeğin kanında antikor bulunduğu tesbit edilmesi halinde dahi ana rahimdeki fetusun kanı başarı ile değiştirilebilmektedir. Yine buna ilaveten, antikor önleyici serumlar da kullanılır. Doğumdan sonra sarılık belirtisi görülen bebekler derhal bir hastaneye kan tahliline götürülmeli; kanında fazla antikor görülmesi halinde, kanı değiştirilmelidir.

14 Haziran 2014 Cumartesi

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Hamile Kadın Nelere Dikkat Etmelidir?

Hamile Kadın Nelere Dikkat Etmelidir?

.Vücut temizliğine dikkat etmeli, ılık banyolar yapmalıdır.

.Dişleri kontrol ettirmeli.

.Rahat hareket edebileceği bol elbiseler giymeli.

.Fazla yorucu işler yapmamalı, ağır şeyler kaldırmamalı.

.Hamileliğin son aylarında otobüs seyahatlerine çıkmamalı

.Sigara, içki uyuşturucudan kesinlikle uzak durmalı.

.Doktora danışmadan rastgele ilaç almamalı.

.Bilhassa üç aydan sonra sık sık doktor muayenesine giderek hamileliğin normal seyrettiğinden emin olmalı.

.Baharatlı, unlu, yağlı ve şekerli yiyecekleri fazla almamaya özen göstermeli.