18 Haziran 2014 Çarşamba

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Doğum Kontrolü

Doğum Kontrolü

Memleketimizde "Aile Planlaması" adıyla ele alınan bu konu, oldukça tartışmalı bir konudur. Biz, "doğum kontrolü" derken, anne-babaların istedikleri kadar çocuk yaptıktan sonra; "artık yeter" dedikleri yerde onlara yardımcı olmayı anlıyoruz... Yoksa, Avrupalıların neslimizi kısırlaştırmak için; "siz ekonomisi zayıf, fakir bir milletsiniz, çocuk yapmayın. Çocuk yapmaya devam ederseniz gelecekte açlıkla karşı karşıya kalırsınız" gibi mantıksal bir "doğum kontrolü" anlamıyoruz...

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Doğum Olayı Nasıl Gerçekleşir?

Doğum Olayı Nasıl Gerçekleşir?

Bebeğin anarahmindeki gelişmesi tamamlanınca hipofiz bezinden ve plasentadan salgılanan hormonlar rahim ağrılarını başlatır. İlk ağrılar 10-15 dakika ara ile gelir. Sonra gittikçe sıklaşır. Başlangıçta 15-20 saniye süren ağrılar, doğuma yakın 50-60 saniyeye çıkar.
İlk doğum yapanlarda, doğum olayı, ilk ağrıdan yaklaşık 10-12 saat sonra başlar. Daha evvel doğum yapmış olanlarda 2-5 saate iner.
Doğum olayı 3 devrede gerçekleşir:

Birinci Devre:Rahim giriş kanalı genişlemeye başlar. Rahim kısılmalarının itmesi ile bebeğin başı rahim giriş kanalını zorlar. Hormonların etkisi ile iyice esnk bir yapı kazanan giriş kanalı iyice açılarak rahimle rahim yolunun önünde engel olmaktan çıkar.

İkinci Devre:Rahim giriş kanalının tam genişlemesi ile bebeğin rahim yolunda ilerleyerek dışarı çıktığı devredir.
İlk doğum yapanlarda 2-3 saat, daha önce doğum yapanlara 0.5-1 saat kadar sürer. Bebek, rahim yolunda dönerek ilerler. Bu sebepledir ki, bazen, bebek göbek kordonuna dolanmış olarak çıkar. Böyle durumlarda hemen kordondan kurtarılarak, göbeği kesilmelidir.

Üçüncü Devre:Plasentanın doğumudur. Bebeğin dışarı çıkmasından 5-10 dakika sonra gerçekleşir.
Plasentanın doğumundan sonra, annede üşüme ve titreme görülür. Bunun sebebi, kan kaybı, kan basıncının düşmesi ve doğum korkularıdır. Eğer titremeler uzun süre devam eder bu arada ateşi de yükselirse, doktor müdahelesi gerektirecek ciddi bir rahatsızlığı var demektir.

Lohusalığın ilk bir-iki günü rahimden kan gelebilir. Sonra bu kan, kahverengine ve nihayet açık sarıya dönerek açılır. Eğer kanama, bir hafta geçtiği halde devam ederse, içeride plasentadan parçalar kaldığı ihtimalini kuvvetlendirir. 

Doktor müdahalesi ile, rahim kalan parçalardan temizlenir.
Lohusa anne, en az, bir hafta müddetle yatak istirahati yapmalı sonra yatağından çıkıp yavaş yavaş yürüme denemeleri yapmalıdır. Rahim temizliği de çok önemlidir. Sık sık pansuman yaparak yaraların mikrop kapmasına fırsat verilmemelidir.

Dikkat!..
Eğer, doğum sonrası kanama şiddetli olur ve uzun süre devam ederse fazla kan kaybından dolayı annenin hayatı tehlikeye girer. Titreme ve soğuk terlemelerin arkasından ağız kurur, nefes almakta güçlükler görülür. Hastanın rengi iyice solar ve nihayet görmede bulanıklık başlar. Şuurunu kaybeder, kan basıncı düşer. Doktor müdahalesi olmazsa hasta kaybedilir.
Yine, lohusa kadın, rahim temizliğine dikkat edilmediği hallerde, kolayca mikrop alarak "Filibit" adını verdiğimiz tehlikeli bir hastalığa yakalanabilecektir. Rahim yaraları, kara kan damarlarını tıkayarak bacaklarda ağrı ve şişliklere yol açar. Rahimde kramplar başlar nabız yükselir, vücut ateşi artarsa mutlaka bir doktora baş vurmalısınız.

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Bir Hatırlatma!

Bir Hatırlatma!

Kadınlar arasında, "hamileliğin üzerine aybaşı görüldüğüne dair yanlış bir inanış vardır." Hamileliğin başlamasından sonra görülen hafif ara kanamaları aybaşı kanı ile karıştırıldığından, bu yanlış inanca sebep olmuştur. Eğer, hamile olduğunu öğrenen anne, bu ara kanamayı aybaşı kanaması zannedip hesaplamayı ona göre yaparsa; bulacağı doğum tarihi yanlış olacak; gerçek doğum bu tarihten çok daha önce gelip çatacaktır.

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Doğum Tarihi Nasıl Hesaplanır?

Doğum Tarihi Nasıl Hesaplanır?

Doğum mütehassısları bir ayı 28 gün kabul ederler. Buna göre normal gelişen bir bebek, anarahimde 280 gün yani 10 ay kalır. Doktorlar, bu müddetin 2 gün oynamasını normal kabul ederler.

Doğum tarihinin hesaplanmasında en sıhatli yol son aybaşı kanının geldiği ilk günkü tarihi kaydetmek veya hatırlamaktır. Diyelim ki son abaşınızın kanı 10 Ocak 2013 günü gelmişti. Ondan sonraki ayda aybaşı olmadınız. Ay halinden kesilmeniz hamile olduğunuzu gösterir.

Gelelim muhtemel doğum tarihinizi hesaplamaya; Elinize bir takvim alacaksınız. 10 Ocak tarihinden üç ay geriye gideceksiniz. Bu, 10 Ekim'dir. Buna 7 ekleyeceksiniz; eder 17 Ekim. İşte bu tarih yani 17 Ekim 2014 sizin muhtemel doğum tarihinizdir.

Eğer doğum ağrılarınız, hesapladığınız doğum tarihini 2 gün geçeye kadar başlamaz, ise; mutlaka bir doğum doktoruna görünmeniz gerekecektir.




16 Haziran 2014 Pazartesi

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Hamile Kadının Şikayetleri

Hamile Kadının Şikayetleri

Bulantı:Hamile kadınların büyük bir ekseriyeti, bulantı ve kusma rahatsızlığına maruz kalırlar. Buna halk arasında "Aşerme" adı verilmektedir. Yemek kokularından rahatsız olur, mutfağa girmek istemezler. Aşerme olayı, genellikle, hamileliğin 8-16 haftaları arasında görülür, sonra yavaş yavaş ortadan kalkar. Aşerme ile birlikte, tükürük salgısında da artma olabilir. Bütün rahatsızlıklar geçici olup doktor kontrolüne gerek yoktur. 

İştah:Hamile kadınlar, genellikle, baharatlı, ekşili, unlu yiyeceklere büyük bir iştah duyarlar. Halk arasında; "hamile kadının canı ne isterse yerine getirilmelidir, aksi taktirde yiyemediği o şey bebeğin bir yerinde işaret olarak çıkar" diye yanlış bir inanış vardır. Unlu, baharatlı ekşili şeyler yiyen anne adayı, mide yanmalarından, gazlardan ve kabızlıktan şikayetçi olur. Bu sebeple hazımı zor yieceklerden kaçınmalı, tıka basa yememelidir. Yine, kadınlar arasında, "anne çift canlıdır; daha çok yemelidir" gibi yanlış bir inanış vardır. Hamile kadın kabızlık ve gazdan şikayetçi olduğu zaman, rastgele söktürücü ilaçlar (mushil) almamalı; bunun yerine, evde hazırladığı erik, incir gibi kabızlık önleyici kompostolar yemelidir. 

Sık İdrara Çıkma:Bilhassa hamileliğin son aylarına doğru, bebeğin ağırlığından dolayı, rahim sidik torbası üzerine basınç yaparak, annenin sık sık idrara çıkmasına yol açar. Bu hal, ciddi bir rahatsızlık olmayıp hamileliğin normal belirtilerindendir.

Bacaklarda Varisler:Hamileliğin sebebiyle, kan dolaşımında bazı güçlükler ortaya çıkar. Bilhassa ayakta durmak zorunda olan annelerin bacaklarında toplardamar genişlemeleri (varisler) görülür. Bacak altlarına yastık koyup dinlenerek kısa yürüyüşlere çıkarak bu durum önlenebilir.

Hemoroid:Kabızlıkla birlikte görülen bir rahatsızlıktır. Kalın bağırsağın çıkış noktasında (makatta), memebaşı büyüklüğündeki bir şişlikle kendini belli eder. Büyük abdeste çıkıldığında veya sert biryere oturulduğunda rahatsız eder. Bazen kanadığı da olur. Kabızlık yapan yiyeceklerden kaçıp, hazmı kolay yiyeceklerle beslenerek bu rahatsızlıktan kurtulmak mümkündür. Herşeye rağmen önü alınmaz, çok acı verirse; bir doktora görünmek en doğru hal çaresi olacaktır.

Nefes Darlığı:Bilhassa doğuma yakın aylarda, bebek iyice ağırlaştığından, rahim üst karın bölgesini yukarı doğru iterek solunum güçlüklerine ve kalp rahatsızlıklarına yol açmaktadır. Şişman hanımlar için durum daha da ciddidir.

         Tekrar hatırlatalım ki bunlar birer hastalık olmayıp hamileliğin normal belirtileridir. Sıcak havalarda merdiven çıkarken veya ağır bir iş yaparken rahatsızlık artar. Anne adayı, doğuma yakın zamanlarda yorucu işlerden kaçınmalı, bol istirahat etmeli ancak yine hafif işler yapmaktan ve kısa yürüyüşlere çıkmaktan geri durmamalıdır.

Küçük Akıntılar:Hamileliğin ilk yarısında 5.aya kadar, arasıra hafif kanamalar görülebilir. Bu durum, bir hastalık işareti olmayıp normaldir. Endişeye kapılmaya gerek yoktur. Ancak, kanamalar ikinci yarıda yani 5. aydan sonra görülürse ve ağrılı olursa bir doktora baş vurmanız gerekir.

Dikkat!..
Hamileliğin ikinci yarısında idrara çıkıldığında, idrar yollarında yanmalar olur, idrar rengi değişirse ciddi bir rahatsızlık işareti olabilir. Aynı zamanda mide bulantısı, baş dönmesi, beynin arka bölümünde ağrı, göz kararması da var ise mutlaka doktora görünmelisiniz. Bu belirtiler, "Hamilelik Toksemisi" dediğimiz zehirlenmeye işaret ettiği için ciddiye alınmaz ise ölüme kadar varan ağır sonuçlar doğurur.





15 Haziran 2014 Pazar

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Kan Uyuşmazlığı (Hemotilik) Ve Sarılık

Kan Uyuşmazlığı (Hemolitik) Ve Sarılık

Kanında Rh-negatif faktörü bulunan bir anne, Rh-pozitifli kana sahip çocuğa gebe kalırsa; anne kanında bebeğin Pr-pozitif kanına karşı antikorlar oluşmaya başlar. Bu antikorlar,plasenta yoluyla fetusa geçer. Fetusun hücrelerini tahrip eder. Gebelik sırasında, Rh-negatif kana sahip annelerin sık sık kanı kontrol edilmeli, içinde antikor teşekkül etmediğinden emin olmalıdır. Kontroller sırasında anne kanının antikor ihtiva ettiği tesbit edilirse doktor tarafından derhal önleyici serumlar kullanılır. Anti-D Globülin nevinden serumlar, anne kanında antikor oluşmasına engel olur. Geç kalınan vakalarda yani gebeliğin son zamanlarında bebeğin kanında antikor bulunduğu tesbit edilmesi halinde dahi ana rahimdeki fetusun kanı başarı ile değiştirilebilmektedir. Yine buna ilaveten, antikor önleyici serumlar da kullanılır. Doğumdan sonra sarılık belirtisi görülen bebekler derhal bir hastaneye kan tahliline götürülmeli; kanında fazla antikor görülmesi halinde, kanı değiştirilmelidir.

14 Haziran 2014 Cumartesi

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Hamile Kadın Nelere Dikkat Etmelidir?

Hamile Kadın Nelere Dikkat Etmelidir?

.Vücut temizliğine dikkat etmeli, ılık banyolar yapmalıdır.

.Dişleri kontrol ettirmeli.

.Rahat hareket edebileceği bol elbiseler giymeli.

.Fazla yorucu işler yapmamalı, ağır şeyler kaldırmamalı.

.Hamileliğin son aylarında otobüs seyahatlerine çıkmamalı

.Sigara, içki uyuşturucudan kesinlikle uzak durmalı.

.Doktora danışmadan rastgele ilaç almamalı.

.Bilhassa üç aydan sonra sık sık doktor muayenesine giderek hamileliğin normal seyrettiğinden emin olmalı.

.Baharatlı, unlu, yağlı ve şekerli yiyecekleri fazla almamaya özen göstermeli.


Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Hamilelikte Mutlaka Doktora Görünmeyi Gerektiren Belirtiler Nelerdir?

Hamilelikte Mutlaka Doktora Görünmeyi Gerektiren Belirtiler Nelerdir?

Hamile kadınlarda gözlenen şikayetler birbirinden farklıdır. Bu farklılık, kadının aile huzuru, anneliği arzu edip, etmemesi, umumi sağlık durumu ve ruhsal dengesi ile doğrudan ilgilidir.

Hamile kanının vücudunda meydana gelen hızlı hormon değişikliği, bazı küçük rahatsızlıklara yol açar.


Uykuda düzensizlik, yemek kokularından rahatsız olma, iştahsızlık,yorgunluk, endişe ve korku, alınganlık en çok rastlanan normal değişikliklerdir. Ailesinden, çevresinden ve en önemlisi kocasından anlayış ve ilgi gördüğü taktirde bu değişikliklere rahatlıkla katlanabilmektedir.

Bu rahatsızlıkların yanısıra aşağıda sayacağımız anormalliklerden biri veya birkaçı ortaya çıkarsa, mutlaka bir doğum doktoruna görünmelidir.

.Şiddetli kabızlık,
.El ve ayaklarda şişme,
.Bulanık görme,
.Baş ağrısı ve baş dönmesi,
.Kusma ve bulantı ile birlikte yüksek ateş,
.Rahimde bulanık veya kanlı sıvı gelmesi.


Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Hamile Kadın Ne Kadar Kilo Alır?

Hamile Kadın Ne Kadar Kilo Alır?
Normal şartlarda ayda bir kg. civarında ağırlık kazanır Buna göre doğumu yaklaşan hamile bir kadın, yaklaşık
10 kg. kadar vücut ağırlığı kazanır. Bu kilo fazlalığının büyük bir kısmı, cenin (fötus), plasenta, koruyucu sıvı,meme bezelerinde ve rahimde büyüme, dokularda su ve protein depolanması şeklinde izah edilebilir.

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Soyu Bozulmaktan Koruyan Bir Kanun

Soyu Bozulmaktan Koruyan Bir Kanun

Neden dişi bir tilki, "kurt yavrusu" doğurmaz veya dişi bir kaplan, "aslan yavrusu" doğurmaz? Hayvanlarla münasebet kuran sapıkları duyarız da neden o zavallı hayvan bir "insan yavrusu" doğurmaz?

Allah, soyları yaratırken onları bozulmaktan kurtaran kanunu da beraberinde koymuş...
Döllenmeye hazır, olgunlaşmış yumurta, yolunda, kendisiyle birleşecek erkek hücreyi (sperm) bekler. Embriyoloji uzmanları, yumurtanın erkek hücreleri çağıran bir "Gel" sinyali
(Chemical call signal) yaydığını söylemektedirler. Bu "gel" sinyali, şifreli olup ancak kendi soyundan olan erkek hücreler tarafından alınabilmektedir... Dişinin rahim yoluna boşaltılan meni içerisinde binlerce erkek hücresi bulunmaktadır. "Gel" sinyali alan bütün hücreler (sperm) hızlı bir yarışa çıkmışcasına harekete geçerler. Koşuyu bitirip yumurtaya ilk ulaşan sperm, onunla birleşmeye hak kazanır. Yumurta hücresi, spermin kendisine dokunduğu yerde bir kapı açarak içeri "buyur" eder. Kavuşma gerçekleştikten sonra, yumurtaya ulaşan diğer spermlerden hiçbiri artık içeri alınmaz. Sanki bu spermler, yumurta için "yabancı birer erkektirler"...


Bebek, anne karnında sanki dua eder gibi yeryüzüne çıkacağı günü bekler.
                            

12 Haziran 2014 Perşembe

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Ayhali Periyotları

Ayhali Periyotları

"Bir aybaşı kanamasından ikinci aybaşı kanamasına
 kadar geçen müddet 28 gündür" demiştik. Bu müddet,
 üçer günlük iki devreye ayrılır: Birinci devre, ilk kanama
 ile başlar; döllenme ile sonlanır. İkinci devre, döllenme
 ile başlar ikinci kanama ile biter. İlk devrede, rahim içi zarı 
temizlenir. İkinci devrede, artık rahim döllenmiş yumurtayı
 besleyip büyütmeye hazır haldedir.


Aybaşı Döneminin Şematik Özeti;



DİKKAT!..
Aybaşı kanaması, umumiyetle, 2 ila 6 gün                              
müddetle devam eder. Bir günden az, ye-
di günden az, yedi günden fazla süren ka-
namalar normal değildir. Bir rahim rahat-
sızlığının işaretidir. Doktora görünmeyi i-
cabettirir 

Genelde, iki aybaşı arasındaki zaman 26-
28 gündür. Bir haftayı geçmeyen gecik-
meler fazla ciddiye alınmamalı. Zira çoğu
kadınlarda bir kaç gün gecikme olduğu ger-
çek bir vakıadır. Ancak gecikme bir haftayı
aşarsa, bir doktora başvurulmalıdır. 

Bir genç kızda, ilk aybaşı kanı 11-14 yaşları
arasında görülür. 16 yaşını geçtiği halde ay-
başı görmeyen kızların rahatsız olduğuna hük-
medilmeli, ehil bir doğum mütehassına muaye-
ne ettirilmelidir.

Kadınlarda, 40-50 arası yaşlarda aybaşı kanaması
yavaş yavaş azalarak sona erer. Ayhali sona eren 
kadınlar, ilk aybaşı gördükleri zaman gibi bir bo-
calama evresi geçirirler. Artık kadınlığının sona 
erdiğini ve bir daha anne olamayacağını düşünerek
büyük bir stress altına girer. Bu, pek de doğru bir
düşünce şekli değildir. 

Evet, gerçi artık anne olmayacak yani çocuğu do-
ğuramayacaktır ama o zaten annedir. Büyükanne 
olup torun sevecek, yeni evlilere tecrübelerinden
istifade ile, yardımcı olacaktır. 

Erkeklerde, dölden kesilme yoktur. Ömrünün sonuna
kadar, döl hücresi üretime devam eder. 

Eşinin ayhalinden kesildiğini gören erkek, ona çok an-
layışlı davranmalı, hırçınlıklarını, alıngınlıklarını hoş
karşılamalıdır.  Eğer sinirlilik hali, ruhsal rahatsızlık-
lara kadar varır, ciddileşirse; bir ruh sağlığı doktoruna
gösterilmeli, bu devreyi (menapoz) kolay atlatılmasını
sağlamalıdır.

Gebelik olayı yani yumurtanın döllenmesi, ilk kanamayı takipeden 14. günde, diğer bir ifade ile aybaşının ikinci devresinde ilk günlerinde meydana gelir.

Döllenen yumurta döllenip çoğalarak rahime doğru yol alır. Yaklaşık 4.günde rahim içine ulaşır. Rahim içi zarına yapışarak hayatını devam ettirir. Rahim zarına yapıştığı plasenta dediğimiz "hayat deposu" oluşmaya başlar. Aynı zamanda hipofiz bezi yumurta imal eden foliküllere "imalatı durdur" emri gönderir. Plasentada imal edilen progesteron ve Östrojen salgıları kana karışarak hamile kadını anneliğe hazırlar. Artık hamilelik süresince, ne aybaşı hai ne de ikinci bir gebelik olayı meydana gelir...


Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Genç Kızların Ergenlik Belirtisi Ay Hali

Genç Kızlarda Ergenlik Belirtisi
Ay Hali

Ergenliğe adım atan her sıhhatli kızda, yumurtalıklar dişi üreme hücresi imal etmeye başlayınca, yumurtalıkta salgılanan bir hormon vasıtası ile ay başı kanamaları ortaya çıkar. İlk ay başı kanaması gören kız, annesi tarafından bilgi sahibi edilmemiş ise korkuya kapılır; utanır, anne-babasının yüzüne bakmaktan çekinir. Hırçınlaşır, her söze alınır, ağlamak için bahane arar. İyi terbiye almış, olgun bir anne, kızının her zamankinden çok yardıma ihtiyaç duyduğu bu devrede anlayışlı olmalı, ona moral vermelidir. 

Bunun bir Allah vergisi olduğunu, evlenebilecek ve çocuk yapabilecek bir sıhhatte olduğunun işareti sayıldığını anlatmalıdır. Bu akan kanın, ne vücut kanı ne de pis birşey olduğunu söylemeli, hamilelik sırasında çocuğuna gıda olacak su olduğunu ilave etmelidir. 

Gerçekten de bu renkli akıntı, normal vücut kanı değildir. Yumurtalıklar, yumurta kanalına olgun bir dişi üreme hücresi bırakırken aynı zamanda kırmızı kan damarlarına da hormon salgılar. Kana karışan hormonlar, genç kıza annelik hissi kazandırırken, rahim içi damarlarını da genişleterek bol kan almasını sağlarlar. Rahimin kaygan iç zarı kıpkızıl kesilir ve bir sünger halini alır. Rahim içine döl suyu ile plesentayı oluşturacak gıda değerinde salgılar iner. Eğer olgunlaşan yumurta rahime indiğinde döllenmemiş ise; Rahim duvarına yapışıp yaşamasına devam edemez. Dış zarı eriyerek rahim içi salgısına karışır. Bu anda bol kan ile beslenip süngerimsi bir hal alan rahim içi zarı çözülerek eriyen yumurta ile birlikte rahim suyuna karışır ve akıntı şeklinde dışarıya çıkar. İşte aybaşı kanaması verilen kanlı sıvı budur. Kısacası vücuda bağlı bulunan damarlardan gelen bir kan değildir. Onun için pıhtılaşma özelliği yoktur.

11 Haziran 2014 Çarşamba

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Bilinmesi Gereken Bazı Tabirler

Bilinmesi Gereken Bazı Tabirler

Zigot: Döllenmiş yumurtaya verilen ad.

Embriyon: Zigotun ilk 8 haftalık devresinde bebeğe bu ad verilir.

Fetüs: 8 haftadan sonra doğuma kadar süren devrede bebeğe bu ad verilir.

Düşük: Fetüs'un 22 haftaya ulaşmadan rahimden dışarı atılmasına düşük diyoruz. Bebeğin ağırlığı 500 gramdan azdır.

İmmatüre Doğum: Fetüs, 22-28 haftalar arasında iken doğum olayı gerçekleşecek olursa, bu doğuma İmmatüre Doğum, bebeğe de İmmatüre Bebek denir.

Prematüre Doğum: Fetüs, 28-36 haftalar arasında iken doğarsa bu bebeğe Prematüre Bebek diyoruz. Düşük ve İmmatüre sonucu doğan bebekler yaşatılmaz. Prematüre bebek, hastahanelerde, özel bakım ünitelerinde yaşatılabilir. Prematüre doğum evde olmuş ise, bebeğin yaşatılması adeta imkansızdır.

Normal Doğum: 37. haftadan sonra gerçekleşen doğumlar normal doğum kabul edilir.

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Bebeğin Rahimiçi Hayatı


Bebeğin Rahimiçi Hayatı
Birinci Hafta: Döllenmeyi takip eden 30 sa-
at sonra hücre bölünerek çoğalmaya başlar. Ya-
vaş yavaş rahime doğru inerek rahim duvarına
yerleşir.

İkinci Hafta: Bölünüp çoğalan hücrelerden bir kısmı Plasentayı ve ona bağlı göbek kordonunu meydana getirirler. Bir başka hücre grubu, koruyucu keseyi oluşturmak üzere faaliyete geçer.

Üçüncü Hafta: İki bölme halinde kalp, göz ve kulak taslakları ortaya çıkar. Boyu ancak 3 mm kadardır. "Aşerme" dedikleri bulantı ve kusmalar bu devrede ortaya çıkar.

Dördüncü Hafta: Ağırlığı 0,4 grama boyu da 4 mm'
ye ulaşmıştır.Baş, gövdeden seçilmeye başlar. Kol ve
bacaklar tomurcuklanır. Dil gelişmesi bu dönemde
başlar. Kalp, tam şeklini almamış olmakla beraber, atı-
şları başlamıştır.

Başı gövdesi ile 90 derecelik bir açı yapacak pozisyon-
da durur.

Beşinci Hafta: Kol ve bacaklar şekillenmeye kalp atış-
ları hızlanmaya başlar. Omuzları ortaya çıkar. Kulak kep-
çeleri, parmakları tomurcuklanır.

Burun, üstçene ve mide taslakları oluşmaya başlar.


Anne karnındaki bebeği öldürmek (kürtaj) cinayettir.

Altıncı Hafta: İskelet , kıkırdak halinde belli olmaya başlar.
Sindirim, üreme, solunum organları hızla gelişirken; el parmak-
larının beşide seçilmektedir şimdi. Burun ucu ve ayak parmak-
ları ancak tomurcuklanmaktadır. Beyin ve sinir imalatı sürmekte-
dir. Boyu 2 cm'ye ulaşmıştır.

Yedinci Hafta: Üst ve alt çene ayırdedilmektedir. Kulak kep-
çesi ortaya çıkmış, işitme sistemi tamamlanmıştır.Mide, karaciğer
ve böbrekler çalışmaya başlamıştır. El parmakları tamamen orta-
ya çıkmışi ayak parmakları gelişmesine devam etmektedir. Kan
dolaşımının büyük bir bölümünü kalp devralmıştır. Boy 2,5 cm.
kadardır.

Sekizinci Hafta: Böbrekler seçilmeye, göz, kulak, burun ve ağız
belli olmaya başlamıştır. Parmaklar iyice şekillenmiştir. Ağırlığı 2
gr.'a boyu da 3 cm'ye ulaşmıştır.

Dokuzuncu Hafta: Embriyo devrini tamamlayan bebek, fetus
adını almıştır. Plasenta, görevi tamamen devralmış , gelişmesini
tamamlamıştır. Bebeğin cinsiyeti dışardan belli olmaktadır. Göz
kapakları seçilmekte, gözler yanlara bakmaktadır. Bebek, basit
refleksler göstermeye başlamıştır. Başta da belirttiğimiz gibi, bebek
9.haftanın başlarında bütün organları tamamlanmış ve cinsiyeti se-
çilebilir bir seviyeye ulaşmıştır. Bundan sonrası, gelişme ve olgun-
laşma şeklinde devam edecektir. Bebeğin hareketleri, anne tarafından,
ancak 16. haftadan sonra hissedilebilir.

Anneliğe İlk Adım Serisi 1.Bölüm | Doğuma Hazırlık

Döllenmiş Hücreden Bebeğe
  Ayhali kanı ile temizlenen ve hamileliği hazır hale
getiren rahim, hayalimizin çok ötesinde, mükkem-
mel bir dünyadır. Yumurta yolunda, erkek hücre
ile buluşan yumurta döllenerek rahime doğru ha-
reket eder. Hareketi sırasında, aynı zamanda bö-
lünerek çoğalmakta ve bir ağırlık kazanmaktadır.

  Rahime gelen döllenmiş yumurta (zigot), rahim 
iç zarına yapışarak hayatını devam ettirir. Rahim 
duvarına yapıştığı yerde, halk arasında Eş denen
Plasenta oluşmaya başlar Plasenta, bebeğe gere-
ken tüm besinleri anne karnından alıp göbek gö-
bek kordonu yoluyla onun vücuduna ulaştıran ha-
yat kaynağıdır...

İlk 8 haftada bebeğin bütün temel organları ta-
mamlanır. 8 haftadan sonra temel organların ve
tüm vücudun gelişmesi devam eder.